Image1\
 

Spor Öncesi Muayene ve Spor Hekimliği

 

 

Eveeet nerde kalmıştık? Bir süredir mezun olmaya odaklandığım için yeni yazıma eğilememiştim, artık hemşireyim Smile

İki önceki yazımda bisiklete merak salıp yarışmak isteyenler için “lisans nasıl çıkarılır”ı incelemiştik. O yazıya ek olarak uluslararası yarışlara katılımı ve UCI lisansının ne olduğunu soranlar için şöyle bir bilgilendirmede bulunmak isterim. UCI (Union Cycliste Internationale), Fransızca’dan gelen bu açılım, Uluslararası Bisiklet Birliği demek. Dünyada ve kendi ülkemizde düzenlenen uluslararası yarışlara katılım için bu lisans zorunludur, ulusal yarışlara yine GHSIM lisansı ile katılabilirsiniz (Önceki yazımda anlatmıştım, o yazıma buradan ulaşabilirsiniz). UCI lisansı uluslararası kategorilerde yarışan sporcular için gereklidir: Büyük erkekler (men elite), büyük kadınlar (women elite), genç erkekler (men juniors), genç kadınlar (women juniors) olmak üzere toplam dört uluslararası kategori vardır. 

UCI lisansı için; Gençlik Hizmetleri İl Müdürlüğünden çıkarılan lisansın bir örneği, fotoğrafınız, adres ve telefon bilgilerinizin yanı sıra dekont ile (GHSIM lisansının aksine ücretli olan bu lisansın ücretini bankaya yatırdığınıza dair) Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir. adresinden Türkiye Bisiklet Federasyonuna başvuruda bulunabilirsiniz. En kötü bir haftaya size kargolanmış olacaktır. Banka hesap bilgileri için federasyonun sitesine bakabilirsiniz: http://bisiklet.gov.tr/uci-lisansi-basvurusu/  (Kargo ücreti size ait). 

Lisansımızı da çıkardık ve yarışmak, “bisiklet”i egzersiz ya da spor olarak yapmak, mevcut kişisel imkanlarla ülke şartlarında ilerletmek istedik… Ne yapacağız?

Lisansı çıkarırken “durum bildirir tek hekim sağlık raporu” belgesinden bahsetmiş, aslında bunun görünürde olan bir şey olduğunu söylemiştim. Bu işi ister bireysel ister bir takım sporcusu olarak yapalım, sağlık düzeyimizin ne durumda olduğunu bilmemiz gerekir. Bu, bir sporu yaparken sağlığımızdan olmamak ve daha iyi performans sergilemek için oldukça gereklidir. Daha önce birkaç başarısız ortopedi ve kardiyoloji deneyimim oldu. Kişisel anılarımdan ziyade ülkemizde spora ve sporcuya yaklaşımın ne durumda olduğunu göstermek için bunlardan bahsedeceğim.

İlk randevum 2015’te bir yarışta geçirdiğim kaza sonrasıydı, esneme yaparken göğüs kafesimden ses geldiği için endişelenmiş, ortopedi hekimine gitmiştim, çekilen röntgende köprücük kemiğimdeki kayma sonucu bunun olduğunu ama işleyişte herhangi bir sorun çıkarmayacağını söyledi, sorularıma zar zor cevap alabilmiştim hastaya ayrılan o kısıtlı sürede.

Bir sonraki randevumda ise yine ortopediye gittim, daha turlara katıldığım dönem asfaltta ön frenin hezimetine uğrayıp attığım takla sonucu diz kapağımda yüklenince başlayan bir ağrı oluyordu. O zaman doktor röntgen dahi çekmeye gerek duymayıp “bisiklette olur öyle” demekle yetinmişti. Burada aklımıza bir soru gelmeli: “Bisikletçide diz ağrısı normal midir!?”

Belli bir performans beklentisi ile bu spora devam etme kararı aldığım 2016 yılında ise kardiyolojiye gittim, kalbimin bu baskı altında ne durumda olduğunu öğrenmek için. Doktor EKG çekimi dışında hiçbir tetkike gerek duymadı. Diğer tetkikler için başvuran “hasta”lar çoğunlukla belli bir yaşın üzerinde olan zaten kalp-damar sorunu yaşayan kişilerdi.

 

Şimdi… bunları niye anlattım. Gördüğünüz üzere çoğunlukla bir sorun yaşandıktan ya da şüphelendikten sonra kontrole gitme gereği duymuşum. Fakat spor öncesi muayenede asıl olan bir şey olmadan önüne geçmek ki genel sağlık hizmetlerinde de bu “koruyucu” sağlık hizmet basamağı diye geçer. Kendi vücudumuzu tanımak ona göre taktik geliştirmek, antrenmanlarımızı ya da keyfi sürüşlerimizi bunlar doğrultusunda yapmak, planlamak gerekir.

Bunlar için üst düzey bir sporcu olmanıza gerek yok, haftalık belli bir zaman dilimi ayırıp olabildiğince düzenli pedal çeviriyor ve geliştiğinizi görmek hoşunuza gidiyorsa ki gidiyor, o zaman spor öncesi muayene “keyifli” bir şekilde pedal çevirmek için ön koşulunuz olmalı.

Kardiyolog ile yaşadığım hazin muayene sonrası arkadaşımın da bahsettiği ve bu hizmete devlet hastanesi vasıtasıyla ulaşabileceğimi öğrendiğim “spor hekimliği”nden randevu aldım.

Spor hekimine gittiğimde nelerin sorgulandığını, hangi tahlillerin yapıldığını ve bunların ne anlama geldiğini anlatacağım sizlere. 

Öncelikli olarak yaşınız, hangi branşı yaptığınız (spor dalı da diyebiliriz, herkes pedal çevirecek değil ya ), yaparken neyi amaçladığınız, spor ve kaza geçmişiniz, spor harici ya da spor kaynaklı kronik sorunlarınızın ne olduğu soruluyor.

Genel sağlık kontrolü ve olası riskleri belirlemek amaçlı idrar ve kan tahlili yapılıyor. Ardından spor hekimine geliş sebebinizi bildirmeniz iyi olur, varsa spor kaynaklı ya da özellikle aktivite sırasında/sonrasında meydana gelen bir ağrı belirtmeniz… Bunlara yönelik postürün kontrolü, kol bacak uzunlukları, kas esnemeleri, simetrik anlamda durumunuza bakılıyor.  Postür kontrolü sonrası omurga ve eklem hareketliliğinden endişe edilir ya da şikayet bildirirseniz röntgen, MR’a başvurulabilir.

Hareket sistemi kontrolü sonrası bir sporcu için vazgeçilmez olan dolaşım ve solunum kontrolü için solunum fonksiyon testi, EKG, Efor Testi ve Ekokardiyografi yaptırılıyor. Ayrıca vücudumun oksijeni kullanabilme kapasitesini öğrenebilmek için VO2 Max’ı istedi.

Özellikle dizimde sorun olduğundan benim için daha da önemli olan ve bisiklet sporunda (ya da futbol gibi bacak kas gruplarının ağırlıklı olarak kullanıldığı spor branşlarında) bacak kas kuvvet düzeyini öğrenmek için yaptırılan “cybex - izokinetik kas kuvvet testi”ne yönlendirdi.

Spor hekimliği ise biz egzersiz ve spor yapanlara koruyucu, tedavi edici ve rehabilite edici sağlık hizmetleri sunar. Bunları şu şekilde detaylandırabiliriz:

-Spora başlangıç öncesi sağlık taramaları,

-Spora yönlendirme,

-Performansın geliştirilmesi,

-Performans testlerinin yapılması,

-Vücut yağ analizi ve antropometrik ölçümler,

-Sporcunun yapılan fiziksel ölçümleriyle tespit edilen kas iskelet sistemi sorunlarına yönelik kişiye özel egzersiz programının düzenlenmesi,

-Sporcu beslenmesi,

-Doping ve ergojenik yardım,

-Sporcu psikolojisi gibi konularda sporcuyu bilgilendirme,

-Egzersiz ve spor sakatlıklarının tanı, tedavi ve rehabilitasyonu,

-Sakatlık ve yaralanma sonrası tekrarından korunma,

-Cerrahi müdahale geçiren sporcuların rehabilitasyonu,

-Spor cerrahisi sonrasında da normal aktiviteye ve spora hızlı dönüş için sportif rehabilitasyona yönelik ev programları düzenleme,

-Fiziksel uygunluğu sağlamak için bireysel egzersiz programlarının düzenlenmesi,

-Erişkin ve pediatrik dönem spor travmatolojisi,

-Yaşlılık dönemi sporcu sağlığı,

-Obezite için yaşam biçimi değişiklikleri, beslenme ve egzersiz programları,

-Diyabet, dolaşım ve solunum sistemi kaynaklı gibi kronik hastalıkların egzersiz tedavileri yapılmaktadır.

 

Toparlayacak olursak spor hekimliği birimlerinde yalnız sporculara değil, egzersiz yapmak isteyen herkese hizmet verilir. Yalnız bunları yaparken sorun yaşayanlara değil, yaptığını daha iyi yapmak ve sağlıklı bir şekilde bunu sürdürmek isteyenlere bu imkanlar sağlanır.

Bunun için imkanlar doğrultusunda özel ya da devlet hastanesini tercih edebilirsiniz.

Tüm tetkik ve muayene yöntemlerinin neden yapıldığını, ne anlamalara gelebileceğini anlatacağım bir sonraki yazımda. O zamana kadar kalın sağlıcakla.

 

 

 

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

 

Sosyal Platformlarımız

Face Book Sayfamız Twitter Sayfamız You Tube Kanalımız Haber Beslemeleri 

5 Günlük Hava Tahminleri